Modern kelimesinin sanayi, teknoloji ve sanatta yenilik manasi ön plana cikarilmasindan dolayi
insanlarin zihninde modernlesme hakkinda pozitif bir algi olussa da Modernizm, sadece akla ve pozitif bilime
dayali bilgiyi gecerli kabul ettiginden dini ve gelenegi reddeden bir hareket olarak gelismistir. Modernizmin dine
yaklasiminin asirlarca bilimsel düsünce üzerinde baski kuran Hristiyanliga karsi gelisen bir tepki hareketi olma
yönünü dikkate almayan Jön Türkler, modernlesmek icin batida oldugu gibi dinden uzaklasilmasini ve Islam
esaslarda reform manasina gelen degisikliklere gidilmesini zorunlu görmüslerdir. Bu cercevede Ahmed Riza;
Pozitivizmi, Abdullah Cevdet; Materyalizmi, Ziya Gökalp ise; Türkcülük düsüncesini ön plana alarak din
istilahlara Modernizmin ilkeleri dogrultusunda yeni manalar yükleyip Islam esaslarin tahrif edilmesinin yolunu
acmislardir.
Jön Türklük, Modern Türkiye Devletini idare eden kadrolari ve entelektüel kesimi etkileyerek Müslüman
toplumunun Islam kabullerinin dönüstürülmesinde ve degistirilmesinde ilham kaynagi olmustur. Özellikle
cumhuriyet döneminin ilk yillarinda Modernizm dogrultusunda seküler bir devlet ve toplum meydana getirme
politikasi takip edilerek Müslümanlarin inanc ve ibadetlerinde süpheler olusturulup Islamdan uzaklasilmasi icin
ciddi baski uygulanmistir.